ahah eyvallah. ilk kez biri istanbul’da toplu taşımada beni gördü ve doğru çıktı :) bendim o.
eyvallah :)
yok canım kardeşim metrobüste yaşamıyorum zira çok kalabalık oluyor yaşamak için çok elverişli değil gibi. arka köşedeki sıra gecesi yerinde uyunabilir belki ama ne biliyim elektrik yok su yok zor bence. evet.
hiç röportaj teklifi almadığıma göre yeterince ünlenmemişim demek ki :)
Şehirlerarası Yolculuklarda İkramın Önemi
Bu yolculuklarda eğer çay istediyseniz poşet çay ile birlikte bir adet karıştırma aparatı, bir adet toz şeker kesesi, yarım bardak kaynar su veriliyor size. Suyun yarım bardak verilmesinin sebebi sallanan otobüste haşlanmamanız. Neyse devam edelim, şimdi sallama çay dediğimiz olay zaten başlı başına bir mücadele gerektiriyor. O ip suyun içine giriyor, poşetteki çay molükelleri bir türlü suya karışmıyor paşa çayı oluyor falan daha ne zorlukları var. Ama asıl olay hem şeker koyup hem karıştırıp hem de poşeti ipinden tutarak bardaktan dışarı çıkmamasını sağlamak. Gerçekten dünyada kabir azabı. Başka bir açıklaması yok. Allah kimseye vermesin. Sırf bu sebepten çaydan soğudum ben haberiniz var mı? Dayıyorum kolayı daha muavin sormadan, tak, tek dikişte bitiriyorum. Kafam rahat.
Hepimizin annesi cam silmiştir bir dönem sanıyorum, bunu burada inkar edicek olan varsa daha şimdiden gitsin tamam mı canlarım. Yok çünkü öyle bişey, anne dediğin camdan dışarı sarkarak cam silen insandır. Heh annem cam silmek için komple camdan dışarı çıkıyor, üstelik bunu 5. kattayken falan yapıyor. Bu anlarda deliricek gibi oluyorum. Annemin bacağına yapışıp ‘anneeeeğğ nolur bırak camı anneeeeğ, sileriz bak sopayla anneeeğ nolur in aşağaaa’ diye bağırasım geliyor.
Ben var ya ben, hiç okula giderken elinde sadece defter olan o gamsız kedersiz insanlarda olamadım biliyor musun sevgili okur? Hiç o boşvermişlik ile gidemedim okuluma. İlkokuldan başladı üniversite son sınıftayım mühendis olucam hala çanta takıyorum. Üstelik o çantayı da öyle tek tarafa falan takmıyorum bildiğin iki şeysini de sırtıma geçiriyorum. Öyle de tertip düzen adamıyım. Bunun burukluğunu yaşamadım desem yalan olur.
Üniversite
Okul denilen olay ilginç bir şey aslında. (cümle saçma mı oldu ne?) Yani bir olayı çok bilen bir takım insanlar var. Ve yaşları daha genç olanlar (aralarında yaşça büyük olanları var sakallılar, okula arada bir gelen insanlar olarak biliniyorlar) bu bilgileri yaşlılardan almak için defter ve kalemleri vasıtasıyla bir mekanda toplanıyorlar. Üstelik bunu her gün yapıyorlar. Açıkçası anlamak güç. Üstelik çok kemikleşmiş bir yapısı var. Yani haftanın 5 günü bıkmak usanmak bilmeden gerçekleştiriliyor bu ayin.
